Çankırı'da bir faciayla yıkılan un fabrikası bu işin önemini gözler önüne sermiştir. Sanki "biz bu binayı adam gibi yıkamadık en iyisi yuvarlayalım da parçalansın" denilmiş gibiydi yıkım görüntüleri!
Ergonomistlik yemekten sonra yenilen tatlı olarak düşünülür maalesef. Aslında yemeğin tadı tuzudur belki. Yani önemli ve gereklidir. Ergonometriye dikkat edilmediği için özellikle ofis çalışanlarında yeni çağ bazı hastalıkların görülmektedir. Bu da işin verimini etkilediği gibi işin yapılmasını bile engelleyebilir. Diğer açıdan bakıldığında yemekten sonra yenilen tatlı bile olsa bile nasıl ki dünyada tek bir aç insan kalmayana kadar tatlı yapmamak gibi bir düşünce doğru değildir ergonometriyi ikinci plana da atmak doğru olamaz.
Oysa ki ben aynı sebepten farklı bir sonuca ulaşıyorum. İngilizce'nin bu kadar yaygın olduğu bir gerçek. Fakat İngilizce artık iyi ya da kötü hatta bazen çok da iyi bir şekilde birçok kişi tarafından kullanılan bir dil. Bu durumda aynı oyunun birçok oyuncusu var piyasada, bu durum da onların öğretmenlik dışındaki imkanlarını kısıtlıyor.
O ne güzel bir dildir! O nasıl bir fonetik. Fransızlar kulağa hoş gelsin derken birçok istisna oluşturmuşlar dillerinde. İşte bu dili hem çok güzel hem de çok zor yapan da bu. Ve bu güzelliğinin yanında Fransızca öğretmeni.. Öğretmenlik olarak kısıtlı bir alan. İstanbul'da Fransız okullarının varlığı bir avantaj da olsa, çok geniş bir çalışma alanları yoktur.
Evet zor bir dildir ama çok zengindir. Türkçe'yi de çokça etkilediği düşünüldüğünde biraz Arapça bilmenin Türkçe'ye de çok katkı sağlayacağını söylemek zor olmaz.
<< 1 |
2 >>